Kırsal kalkınma destekleri çiftçiyi gerçekten büyütüyor mu? İsveç’ten Türkiye’ye önemli bir soru
Kırsal Kalkınma29 Ağustos 2026 • 5 dk okuma

Kırsal kalkınma destekleri çiftçiyi gerçekten büyütüyor mu? İsveç’ten Türkiye’ye önemli bir soru

Kırsal kalkınma destekleri çiftçiyi gerçekten büyütüyor mu? İsveç’ten Türkiye’ye önemli bir soru… 🇸🇪🇹🇷 Swedish University of Agricultural Sciences (SLU) bünyesinde Fredrik Samuelsson tarafından yayımlanan yeni bir çalışma, 2011–2021 dönemindeki İsveç süt işletmelerini inceleyerek kırsal kalkınma destekleri ile işletme büyüklüğü arasındaki ilişkiyi araştırıyor.

Kırsal Kalkınma Destekleri Çiftçiyi Gerçekten Büyütüyor mu? İsveç’ten Türkiye’ye Önemli Bir Soru

Kırsal kalkınma programlarını değerlendirirken çoğu zaman kullandığımız göstergeler oldukça tanıdık:

Kaç proje desteklendi? Ne kadar hibe ödendi? Ne kadar yatırım gerçekleştirildi?

Peki destek tamamlandıktan beş veya on yıl sonra ne olduğuna aynı ölçüde bakıyor muyuz?

Fredrik Samuelsson tarafından Swedish University of Agricultural Sciences (SLU) bünyesinde hazırlanan “Rural Development Support and Farm Size: Evidence from Swedish Dairy Farms” başlıklı çalışma bu soruya İsveç süt işletmeleri üzerinden yaklaşıyor.

Araştırmada, İsveç Farm Accountancy Data Network (FADN) verileri kullanılarak 2011–2021 dönemindeki süt işletmeleri inceleniyor. Nihai veri seti 2.219 işletme-yıl gözleminden oluşuyor ve temel soru şu:

Kırsal kalkınma destekleri, süt işletmelerinin sürü büyüklüğüyle ilişkili mi ve bu ilişki işletme ölçeğine göre değişiyor mu?

Destek büyümeyle ilişkili, ancak etki sınırlı

Çalışmanın genel sonucu kırsal kalkınma destekleri ile sürü büyüklüğü arasında pozitif bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.

Ancak ilk bakışta görünen ilişki ile işletmeler arasındaki farklılıklar kontrol edildiğinde ortaya çıkan sonuç arasında ciddi fark var.

Sabit etkiler ve diğer kontrol değişkenlerinin dahil edildiği modelde, kırsal kalkınma desteğindeki %100’lük artışın sürü büyüklüğünde yaklaşık %1,1 artışla ilişkili olduğu hesaplanıyor. Dinamik GMM modelinde ise bu oran yaklaşık %2,5 olarak tahmin ediliyor.

Yani desteklerin etkisi var gibi görünüyor; fakat:

“Hibe verildi, işletme hızla büyüdü.”

şeklinde doğrusal ve güçlü bir sonuçtan söz etmek mümkün değil.

Araştırmacının da vurguladığı gibi, işletmenin büyümesinde arazi varlığı, yatırım kapasitesi, ekonomik koşullar ve işletmeye özgü stratejiler gibi başka faktörler de önemli.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından daha dikkat çekici

Çalışmanın bence Türkiye açısından en önemli sonucu işletme ölçeğine göre ortaya çıkan farklılık.

Kantil regresyon sonuçlarına göre desteğin sürü büyüklüğüyle ilişkisi:

daha küçük işletmeleri temsil eden %25’lik dilimde pozitif ve anlamlı, orta ölçeği temsil eden medyan düzeyinde yine pozitif ve anlamlı, büyük işletmeleri temsil eden %75’lik dilimde ise istatistiksel olarak anlamlı değil.

Alt dilimde desteğin %100 artması sürü büyüklüğünde yaklaşık %5, medyan işletmede ise yaklaşık %2,4 artışla ilişkili bulunuyor. Büyük işletmelerde ise anlamlı bir ilişki tespit edilmiyor.

Bu sonuç önemli bir politika sorusu doğuruyor:

Aynı destek mekanizması her büyüklükteki işletmede aynı sonucu mu üretir?

Görünen o ki üretmeyebilir.

Büyük işletmeler zaten sermaye, arazi, finansman ve yatırım kapasitesi açısından daha güçlü oldukları için kamu desteğinin marjinal etkisi daha sınırlı kalabilir. Küçük ve orta ölçekli işletmelerde ise yatırım desteği finansman kısıtını azaltarak büyümeyi daha fazla kolaylaştırabilir.

Çalışma da tek tip destek mekanizmalarının farklı büyüklükteki işletmeleri aynı şekilde etkilemeyebileceğine işaret ediyor.

Türkiye için asıl soru burada başlıyor

Türkiye yaklaşık 15 yıldır IPARD başta olmak üzere kırsal kalkınma programları üzerinden tarımsal işletmelerin modernizasyonuna önemli kaynaklar aktarıyor.

Ahırlar yenilendi.

İşleme tesisleri kuruldu.

Makine ve ekipman alındı.

Soğuk hava depoları yapıldı.

Yeni üretim kapasiteleri oluşturuldu.

Bunlar önemli başarı göstergeleri.

Ancak artık ikinci aşamaya geçmemiz gerekiyor.

Örneğin 10 yıl önce desteklediğimiz bir işletmeye bugün yeniden baktığımızda ne görüyoruz?

İşletme hâlâ faaliyette mi? Üretim kapasitesi arttı mı? Verimlilik yükseldi mi? İstihdam devam ediyor mu? Yeni yatırım yaptı mı? Cirosu ve kârlılığı arttı mı? Destek olmadan yatırım yapabilecek finansal kapasiteye ulaştı mı?

Bence kırsal kalkınma politikalarının gerçek başarısı tam olarak burada ölçülmeli.

Hibe miktarı sonuç göstergesi değildir

Bir programın bir yılda 1 milyar lira hibe kullandırması önemli bir mali gerçekleşme göstergesidir.

Ancak tek başına kalkınma göstergesi değildir.

Gerçek kalkınma etkisini anlayabilmek için birkaç yıl sonra işletmede meydana gelen yapısal değişimi ölçmemiz gerekir.

Çalışmanın kendisi de sürü büyüklüğünün yalnızca tek bir yapısal gelişme göstergesi olduğunu özellikle belirtiyor. Daha büyük sürü her zaman daha yüksek kârlılık veya teknik verimlilik anlamına gelmeyebilir. Gelecek araştırmalar için verimlilik, kârlılık ve teknik etkinlik gibi başka göstergelerin de incelenmesi öneriliyor.

Bu ayrım Türkiye açısından çok değerli.

Çünkü desteklenen işletmenin yalnızca büyüyüp büyümediğini değil;

daha rekabetçi, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale gelip gelmediğini de bilmemiz gerekiyor.

Türkiye için güzel bir araştırma sorusu

Bence burada gerçekten güçlü bir araştırma alanı var:

“IPARD destekleri Türkiye’de tarımsal işletmelerin ölçeğini, verimliliğini ve uzun dönemli sürdürülebilirliğini nasıl değiştirdi?”

Bunun için geçmişte desteklenen işletmeler birkaç farklı dönem grubuna ayrılabilir.

Örneğin desteğin tamamlanmasından;

3 yıl,

5 yıl,

10 yıl

sonra işletmeler yeniden incelenebilir.

Destek almayan benzer işletmelerle karşılaştırmalar yapılabilir.

Böyle bir çalışma bize yalnızca IPARD’ın ne kadar kaynak kullandırdığını değil, hangi işletme tipinde en fazla dönüşüm yarattığını da gösterebilir.

Bu bilgi gelecekte destek tasarımını bile değiştirebilir.

Belki küçük işletmelere farklı,

büyümekte olan orta ölçekli işletmelere farklı,

zaten büyük ve sermaye güçlü işletmelere farklı

politika araçları gerekiyor.

Destek vermek değil, dönüşümü ölçmek

İsveç çalışmasının bana göre Türkiye için en önemli mesajı şu:

Kırsal kalkınma politikasının başarısı harcanan hibe miktarıyla değil, desteğin yıllar sonra işletmede oluşturduğu yapısal dönüşümle ölçülmeli.

Samuelsson’un çalışması da kesin bir nedensellik iddiasında bulunmuyor. Veriler gözlemsel olduğu için sonuçların, desteğin büyümeye kesin olarak “neden olduğunu” değil, aralarında pozitif bir ilişki bulunduğunu gösterdiği özellikle belirtiliyor.

Bu bilimsel ihtiyat aslında bizim için de önemli.

Çünkü asıl mesele desteklenen işletmenin büyümüş olması değil.

O büyümenin ne kadarının gerçekten kamu desteğinden kaynaklandığını gösterebilmek.

Belki de Türkiye’de kırsal kalkınma politikası için artık şu soruyu daha fazla sormamız gerekiyor:

“Kaç proje destekledik?” değil, “Desteklediğimiz işletmeler bugün nerede?”

Kaynak: Samuelsson, F. (2026). Rural Development Support and Farm Size: Evidence from Swedish Dairy Farms. Swedish University of Agricultural Sciences (SLU), Department of Economics, Uppsala

DigitalAgricultureSustainableAgricultureBlockchainTraceability
Paylaş: